İstanbul'daki soruşturmada tutuklu Emir Sarıgül, savcılığa verdiği ek ifadede babası Mustafa Sarıgül'ün Özgür Özel'e 350 bin dolar verdiğini iddia etti.
Kara Para Aklama Soruşturması ve Sürpriz Ek İfade
Türkiye'nin son günlerde en çok konuştuğu adli süreçlerden biri olan kara para aklama ve mal varlığı dosyasında tutuklu bulunan Emir Sarıgül, cezaevinden savcılığa başvurarak yeni bir ifade verdi. Sabah gazetesi ve T24'ün haberlerine göre, tutuklu bulunduğu cezaevinden getirilerek savcı karşısına çıkan Sarıgül, ilk ifadesinde bahsetmediği ve siyaset gündemini derinden sarsacak kritik iddialarda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle yürütülen bu geniş çaplı operasyonda bugüne kadar 24 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Dosyanın en kilit isimlerinden biri haline gelen Emir Sarıgül, can güvenliğinden endişe ettiğini belirterek anlattığı yeni detaylarda, babası Mustafa Sarıgül ile Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel arasındaki kayıt dışı para trafiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Ümitköy'deki Restoran ve 250 Bin Dolarlık İlk Teslimat
Emir Sarıgül'ün savcılık tutanaklarına geçen resmi anlatımlarına göre, rüşvet ve kayıt dışı siyasi finansman ağının ilk ayağı başkent Ankara'da gerçekleşti. İddiaya göre, Mustafa Sarıgül ve Özgür Özel, beraberlerindeki 6-7 kişilik bir milletvekili grubuyla Ankara'nın lüks semtlerinden Ümitköy'de bir restoranda akşam yemeğinde bir araya geldi. Yemek sonrasında restoran çıkışında yaşananlar ise ifadenin en sarsıcı kısımlarından birini oluşturuyor. Emir Sarıgül, babası Mustafa Sarıgül'ün bizzat kendi elleriyle 250 bin dolar nakit parayı, Özgür Özel'e ait aracın arka koltuğuna bıraktığını öne sürdü. İfadesinde bu para teslimatını gözleriyle görmediğini ancak babasının kendisine olayı detaylarıyla anlattığını belirten oğul Sarıgül, söz konusu paranın Yeni Parti'nin kuruluş aşamasında genel merkez binasının iç düzenlemesi ve tefrişatı amacıyla verildiğini kaydetti.
Vakko Atkı Kutusuna Gizlenen 100 Bin Dolar
Soruşturma dosyasına giren ek ifadedeki ikinci para teslimatı iddiası ise oldukça dikkat çekici detaylar barındırıyor. Emir Sarıgül'ün savcıya verdiği bilgilere göre, geçtiğimiz ay babası kendisini arayarak İstinye Park alışveriş merkezindeki Vakko mağazasından iki adet atkı almasını istedi. Alınan bu atkılar, özel bir hediye paketi haline getirildi; ancak paketin içine sadece atkılar değil, tam 100 bin dolar nakit para da gizlenmişti. İddiaya göre Mustafa Sarıgül, hazırlanan bu içi para dolu hediye paketini alarak İstanbul Havalimanı üzerinden hava yoluyla Ankara'ya geçti. Başkentte önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) uğrayan Sarıgül, daha sonra Ümitköy Angora Evleri'ndeki konutuna geçti. Aynı günün akşamında Özgür Özel'in bu eve yemeğe davet edildiğini ve içi para dolu hediye paketinin kendisine elden teslim edildiğini belirten Emir Sarıgül, bu bilgiyi de ertesi gün doğrudan babasından öğrendiğini tutanaklara geçirdi.
Aile İçi Miras Kavgası ve Ekonomik Krizler
Söz konusu ifadenin dikkat çeken bir diğer boyutu ise Sarıgül ailesinin kendi içindeki derin çatlakları ve miras kavgalarını gün yüzüne çıkarması oldu. Emir Sarıgül, ifadesinde babasıyla uzun süredir devam eden bir mal varlığı anlaşmazlığı içinde olduğunu anlattı. 1999 yılında, henüz 18 yaşına girdiğinde annesi Gülsüm Hülya Köksaloğlu'ndan kendisine miras kalan mal varlığının devrini babasından talep ettiğini, ancak bu talebinin reddedildiğini iddia etti. Son 3,5 yıldır ciddi anlamda maddi sıkıntılar yaşadığını ve ekonomik olarak zor bir süreçten geçtiğini vurgulayan şüpheli, babasının iki yıl önce bazı değerli gayrimenkulleri kendisine devretmeyi yazılı olarak taahhüt ettiğini ve bu taahhütnamenin bir avukatın kasasında gizli tutulduğunu da ileri sürdü.
Can Güvenliği Endişesi ve Devlet Koruması Talebi
Cezaevinde geçirdiği günlerin ardından verdiği kritik bilgilerin sonrasında kendi hayatından endişe ettiğini açıkça dile getiren Emir Sarıgül, olaylarla doğrudan bir ilgisinin bulunmadığını savundu. Eşinin yurt dışında yaşadığını ve iki kız çocuğunun şu an anneanneleriyle birlikte kaldığını belirterek tahliyesini talep eden Sarıgül, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda en azından ev hapsi tedbirinin uygulanmasını istedi. İfadenin en can alıcı noktalarından biri ise, Sarıgül'ün serbest bırakılması durumunda başına bir şey gelme ihtimaline karşı resmi olarak devlet koruması talep etmesi oldu. Soruşturma kapsamında adı geçen Mustafa Sarıgül'ün ise milletvekili dokunulmazlığı bulunması sebebiyle şu ana kadar herhangi bir adli işleme tabi tutulmadığı, ancak Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarının ve banka hesap hareketlerinin incelenmesinin beklendiği bildirildi.
Nededine Yorumu:
Türkiye'de siyaset kurumu, maalesef on yıllardır Batı'nın o makyavelist, amaca giden her yolu mubah sayan kirli ve ilkesiz zihniyetinin acı bir kopyası haline dönüşmüştür. Bugün kürsülerde "halka hizmet", "şeffaflık" ve "demokrasi" nutukları atanların; kapalı kapılar ardında lüks restoran çıkışlarında arabaların bagajlarına yüz binlerce dolar sıkıştırması, sözde nezaket ambalajlı lüks hediye kutularında kara para taşıması, ahlaki çürümenin ve siyasi yozlaşmanın hangi boyutlara ulaştığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Bizim kadim inancımızda ve devlet geleneğimizde makamlar, tüyü bitmemiş yetimin hakkının gözetildiği, ateşten birer gömlektir. Oysa bugün modern siyaset; kendi öz evladının bile miras hakkını gasp ettiği iddia edilen, kendi ailesine dahi güven vermeyen, her türlü dünyevi menfaati mukaddesatın üstünde tutan seküler ve materyalist bir güç oyununa indirgenmiştir. Bu vahim tablo, falanca partinin veya filanca genel başkanın meselesinden çok daha derin bir yaradır. Bu durum, Allah korkusunu, kul hakkı şuurunu ve ahiret inancını hayatın merkezinden dışlayıp, yerine Batı'nın o kokuşmuş, güce tapan ve her şeyi parayla satın alabileceğini sanan kapitalist ahlaksızlığını yerleştirmenin kaçınılmaz bir sonucudur. İçi rüşvet dolu o lüks mağaza kutuları; aslında maneviyatı alınmış, sadece dünyevi hırslarla şişirilmiş çağdaş siyasetin ne kadar sefil, ne kadar riyakar ve içler acısı bir halde olduğunun en net ve utanç verici fotoğrafıdır. Hakiki adaletin tesisi için siyasi logolara değil, şahısların sarsılmaz ahlaki temellerine bakmak zorundayız; zira temeli hakkaniyet, edep ve inanç olmayan hiçbir yapı, eninde sonunda kendi kirli hesaplarının enkazı altında kalmaktan kurtulamaz.
