Küresel askeri operasyonların ve çatışmaların trilyonlarca dolarlık devasa faturası uluslararası siyasette yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri ve stratejistleri tarafından gündeme taşınan yeni plana göre, Amerikan ordusunun yurt dışındaki askeri varlığının ve operasyonlarının maliyeti artık ABD’li mükelleflerin cebinden çıkmayacak.
Bunun yerine, operasyon düzenlenen bölgelerdeki yer altı zenginlikleri, petrol yatakları ve ele geçirilen stratejik varlıklar "savaş ganimeti" sayılarak operasyon masraflarını karşılamak için doğrudan ABD hazinesine devredilecek.
"Amerikan Mükellefi Bir Dolar Bile Ödemeyecek"
Washington hattından sızan ve büyük tartışma yaratan doktrine göre, herhangi bir ülkeye veya bölgeye müdahale edildiğinde, müdahalenin maliyeti o ülkenin ulusal kaynaklarından tahsil edilecek. ABD yönetimi kurmayları bu yaklaşımı, "Amerikan halkının vergileriyle dünya barışını finanse etme dönemi bitti. Eğer ordumuz bir yere girip orada güvenliği ve kontrolü sağlıyorsa, bunun faturasını o bölgenin petrolü, madenleri ve kaynakları öder" şeklinde özetliyor.
Söz konusu model kapsamında, kontrol altına alınan petrol kuyularının işletilmesi, dondurulan devlet varlıklarına el konulması ve stratejik liman ile maden gelirlerinin ABD fonlarına aktarılması hedefleniyor.
Uluslararası Hukukçulardan ve Müttefiklerden Sert Tepki
"Ganimet" söyleminin açıkça savunulması, küresel diplomasi dünyasında adeta deprem etkisi yarattı. Cenevre Sözleşmesi ve BM Antlaşması başta olmak üzere uluslararası hukuka vurgu yapan hukukçular ve insan hakları örgütleri; işgal edilen veya müdahale edilen ülkelerin kaynaklarına el konulmasının uluslararası hukukta "yağma" ve "yasa dışı el koyma" kapsamına girdiğini belirtiyor.
Müttefik ülkelerin diplomasi temsilcileri ise savaşların bir ticaret veya gelir kapısı haline getirilmesinin küresel güvenlik sistemini kökünden sarsacağını savunarak Washington'a itirazlarını iletmeye başladı.
Dünya Ekonomisi İçin Yeni Risk Kapıda
Uzmanlar, ABD'nin askeri operasyon maliyetlerini doğalgaz, petrol ve maden gibi emtialara el koyarak karşılama stratejisinin, küresel piyasalarda hammadde ve enerji krizlerini tetikleyebileceği konusunda uyarıyor. Sahadaki gücünü doğrudan ekonomik bir tahsilat mekanizmasına dönüştürmeyi hedefleyen bu yaklaşımın, önümüzdeki dönemde uluslararası güç dengelerini ve ittifak hatlarını sil baştan değiştireceği tahmin ediliyor.