İstanbul'da gece saatlerinde başlayan şiddetli sağanak yağış ve sel nedeniyle 2 kişi hayatını kaybetti, kentin birçok noktasında su baskınları meydana geldi. Valilik ve AFAD koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda binlerce ihbar değerlendirilirken, metrekareye düşen aşırı yağış kentsel yaşamı durma noktasına getirdi.
İstanbul'da Sağanak ve Selin Bilançosu
Marmara Bölgesi genelinde etkili olan meteorolojik hava dalgası, megakent İstanbul genelinde gece yarısından itibaren afete dönüştü. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan sarı ve turuncu kodlu uyarıların ardından başlayan sağanak, özellikle kentin kuzey ve batı ilçelerinde taşkınlara yol açtı. Anadolu Ajansı (AA) tarafından aktarılan ilk verilere göre, sağanak yağışın şiddetini artırmasıyla birlikte alt geçitler, otoyollar, metro girişleri ve yüzlerce zemin kat ev sular altında kaldı.
Yetkililer tarafından yapılan resmi açıklamalarda, sel felaketinde maalesef 2 vatandaşın hayatını kaybettiği bildirildi. Yaşamını yitiren kişilerin su basan bodrum katlarında ve akıntıya kapılan araçlarda mahsur kaldığı belirlendi. Arama kurtarma ekipleri taşkın bölgelerinde tahliye çalışmalarını aralıksız sürdürürken, can kayıplarının artmaması adına riskli binalarda tahliye işlemleri başlatıldı.
İhbar Sayısı 5 Bini Aştı: Ekipler Teyakkuzda
Sağanak yağışın başladığı ilk saatlerden itibaren 112 Acil Çağrı Merkezi ve İtfaiye hatlarına yoğun ihbar yağdı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), İstanbul İtfaiyesi ve İSKİ ekiplerine gelen ihbar sayısının kısa sürede 5 binin üzerine çıktığı açıklandı. Gelen ihbarların büyük çoğunluğunu konut su baskınları, yolda mahsur kalan otomobiller, çöken istinat duvarları ve tıkanan ana arter rögarları oluşturdu.
İstanbul Valisi Davut Gül, afet koordinasyon merkezinde yaptığı basın açıklamasında kent genelinde 6 binden fazla personel ve 1.500 iş makinesinin sahada aktif görev aldığını belirtti. Özellikle Başakşehir, Küçükçekmece, Arnavutköy, Sultangazi ve Esenyurt gibi topoğrafik olarak çukurda kalan bölgelerden yoğun yardım çağrıları alındı. Valilik, mecbur kalmadıkça vatandaşların özel araçlarıyla trafiğe çıkmaması ve bodrum katlarda ikamet edenlerin dikkatli olması yönünde kritik uyarılarda bulundu.
Ulaşım Hatlarında Aksamalar ve Tahliye Operasyonları
Sel sularının ana yolları göle çevirmesi sebebiyle sabah saatlerinden itibaren toplu ulaşımda ve kara yolu trafiğinde büyük aksamalar kaydedildi. TEM Otoyolu ve D-100 Karayolu'nun bazı noktalarında su birikintileri nedeniyle araçlar ilerlemekte güçlük çekerken, çok sayıda otomobil ve ticari araç suda sürüklendi. Metro İstanbul tarafından yapılan bilgilendirmede, su baskını riski taşıyan bazı raylı sistem hatlarında seferlerin kontrollü ve gecikmeli olarak sürdürüldüğü bildirildi.
İtfaiye ve su tahliye ekipleri, mahsur kalan yüzlerce kişiyi botlarla ve iş makineleriyle güvenli noktalara nakletti. Evlerinde mahsur kalan yatalak hastalar ve yaşlı vatandaşlar, ekiplerin titiz çalışması sonucu hastanelere ve güvenli barınma merkezlerine yerleştirildi. Türk Kızılayı ve yerel belediyeler, tahliye edilen vatandaşlar için acil sıcak yemek ve battaniye dağıtım merkezleri oluşturdu.
İstanbul'un Sel Geçmişi: Benzer Felaketler ve Yapısal Nedenler
İstanbul, coğrafi konumu ve yoğun yapılaşması nedeniyle geçmişte de benzer büyüklükte yıkıcı sel felaketleriyle karşı karşıya kaldı. 9 Eylül 2009 tarihinde Ayamama Deresi'nin taşması sonucu yaşanan ve 30'dan fazla kişinin hayatını kaybettiği tarihi sel felaketi, hafızalardaki yerini koruyor. Benzer şekilde 2017 ve 2023 yıllarında kentin belirli bölgelerinde metrekareye 150 kilogramı aşan ani yağışlar sonucunda can ve mal kayıpları kayıtlara geçmişti.
Uzmanlar ve şehir plancıları, yağış miktarının iklim krizi sebebiyle mevsim normallerinin çok üzerine çıktığını doğrularken, betonlaşmanın yarattığı geçirimsiz zemin sorununa dikkat çekiyor. Doğal dere yataklarının imara açılması, ıslah çalışmalarının yetersiz kalması ve yağmur suyu toplama kanalları ile atık su hatlarının ayrıştırılmasındaki gecikmeler, metropolün her aşırı yağışta kırılganlığını artırıyor. Toprağa sızamayan yüzey suları, hızla birikerek en ufak eğimde yıkıcı bir debiye ulaşıyor.
Nededine Yorumu:
Her şiddetli yağışın ardından ekranlarda aynı kriz senaryolarını izlemek, Türkiye'nin en büyük metropolü için artık kronik bir dram haline geldi. Metrekareye düşen yağış miktarı ne kadar olağanüstü olursa olsun, kentin ana arterlerinin göle dönmesi ve bodrum katlarda yaşayan vatandaşlarımızın hayatını kaybetmesi sadece "doğal afet" kavramıyla açıklanamaz. Beton denizine dönüştürülen megakentte suyun gidecek toprağı kalmadığında, bulduğu ilk boşluğa yani evlere ve alt geçitlere yönelmesi kaçınılmazdır. İtfaiyenin gösterdiği olağanüstü çaba ve kurtarma refleksleri elbette takdire şayan; ancak afet yaşandıktan sonra bot indirmek değil, afet yaşanmadan önce dere yataklarını özgür bırakmak ve kentin drenaj altyapısını radikal biçimde yenilemek asıl meseledir. İklim krizinin bir lüks tartışma değil, kapımıza dayanan hayati bir gerçek olduğunu ne zaman idrak edeceğiz? Yaşanan her facianın ardından sadece yağış rekorlarını konuşup yapısal ihmalleri halının altına süpürmeye devam ettiğimiz sürece, gökyüzü her karardığında bu korkuyu ve acıyı yeniden yaşamak zorunda kalacağız.
